Sıfırdan İngilizce, oyunla kelime ezberle

Her kelimenin gerçek anlamını ve örnek cümlelerini öğren. Sonra uygulamada düello oyunuyla pekiştir — ücretsiz.

📊 İngilizce Seviye Testi
20 soruda seviyeni öğren — ücretsiz, kayıt yok.
Teste başla →

Tüm konular

a / an / the
grammar
a = sessiz harfle başlayan tekil (belirsiz)
actions speak louder than words
proverb
insanı sözleri değil davranışları belli eder
actually
confusing
aslında, gerçekte (beklenenin aksine)
add fuel to the fire
idiom
yangına körükle gitmek, durumu daha da kötüleştirmek
affect / effect
grammar
affect = etkilemek (fiil)
AFK
chat
klavyeden uzaktayım — bilgisayar başında değilim
align
work
aynı fikirde olmak, mutabık kalmak (iş)
animals
basics
cat /kæt/
ASAP
chat
mümkün olan en kısa sürede
assist
confusing
yardım etmek, destek olmak
async
work
Eş zamanlı olmayan (iletişim/çalışma)
at the drop of a hat
idiom
hiç tereddüt etmeden, anında
attend
confusing
katılmak (toplantı, ders, etkinlik)
months
basics
January /ˈdʒænjuəri/
back to the drawing board
idiom
plan tutmayınca baştan başlamak, başa dönmek
banger
music
sosislik, sosis — (İngiliz İngilizcesi, günlük dil)
barking up the wrong tree
idiom
yanlış kişiyi suçlamak veya yanlış yere bakmak
bars
music
demir, ahşap veya çelikten yapılmış uzun sert çubuklar; parmaklık
bear
verb
ayı (hayvan, isim)
beat around the bush
idiom
lafı dolandırmak, asıl konuya girmemek
beef
music
sığır eti — inek veya öküzden elde edilen et
better late than never
proverb
geç olsun da güç olmasın (geç bile olsa, hiç yapmamaktan iyidir)
bite back
idiom
sert biçimde karşılık vermek, misilleme yapmak
bite off more than you can chew
idiom
kaldırabileceğinden fazlasının altına girmek
bite someone's head off
idiom
birine sebepsiz yere sert biçimde çıkışmak
bite the bullet
idiom
zor ya da can sıkıcı bir şeyi göğüslemek, dişini sıkıp dayanmak
bite the hand that feeds you
idiom
sana iyilik edene nankörlük etmek, zarar vermek
blessing in disguise
idiom
kötü görünüp sonradan iyiye çıkan durum
body parts
basics
head /hed/
brain rot
genz
Çöp içerik tüketmekten zihnin uyuşması
BRB
chat
hemen dönüyorum — kısa süreliğine ayrılıyorum
break a leg
idiom
bol şans, başarılar (ters anlamlı şans dileme)
break
verb
kırmak, kırılmak
BTW
chat
bu arada, aklıma gelmişken — konuya ek bilgi ekleme
burn bridges
idiom
köprüleri atmak, ilişkiyi geri dönülmez şekilde bozmak
burn the midnight oil
idiom
gece geç saatlere kadar çalışmak/ders çalışmak
bussin
internet
Aşırı iyi, harika — önce yemek için kullanılırdı, şimdi her şey için söylenebilir.
can / could
grammar
can = şimdiki yetenek
charge
verb
ücret almak / ücret (para)
chickens come home to roost
proverb
yapılan kötülük er geç insanın başına döner
clothes
basics
shirt /ʃɜːrt/
clout
internet
Sosyal medyadaki etki, şöhret ya da güç — trendleri ve insanları etkileyebilme yetisi.
collab
music
iş birliği — iki veya daha fazla kişinin birlikte ürettiği ortak proje (isim)
colors
basics
red /red/
cost an arm and a leg
idiom
çok pahalı olmak, servet ödemek
cringe
genz
utanç verici, kasıntı (sıfat, argo)
cross that bridge when you come to it
idiom
sorunu sırası gelince düşünürüz, şimdiden dert etme
cut corners
idiom
işi baştan savmak, kaliteden kısarak yapmak
cypher
music
şifre, kod — mesaj gizlemek veya çözmek için kullanılan sistem (matematik/kriptografi)
deadline
work
son teslim tarihi, son süre
delulu
genz
Hayalperest, gerçeklikten kopuk (sevimli/şakacı)
diss
music
Birine alenen saygısızlık etmek, aşağılamak veya alay etmek (müzikte veya sosyal ortamda)
do / make
grammar
do = görev/eylem yapmak
don't count your chickens before they hatch
proverb
dereyi görmeden paçaları sıvama (kesinleşmeden güvenme)
don't judge a book by its cover
proverb
dış görünüşe bakarak yargılama
draw
verb
çizmek (resim)
drip
internet
sıvının damlalar halinde düşmesi; damlamak
drop
music
düşürmek veya düşmek — bir şeyi bırakmak, aşağı inmek
elephant in the room
idiom
herkesin bildiği ama konuşmaktan kaçındığı büyük sorun
embarrassed
confusing
utanmış, mahcup
EP
music
Extended Play — 3-6 şarkılık mini müzik yayını (single ile albüm arası)
eventually
confusing
sonunda, eninde sonunda
every cloud has a silver lining
proverb
her kötü durumun bir iyi yanı vardır
exit
confusing
çıkış (kapı, yol)
family
basics
mother /ˈmʌðər/
feature (ft.)
music
bir şeyin önemli ya da dikkat çekici özelliği; nitelik
fewer / less
grammar
fewer = daha az (sayılabilir isimler)
flex
genz
hava atmak, gösteriş yapmak (argo)
flow
music
sıvı veya gazın bir yerden bir yere hareketi; akmak
FOMO
genz
sosyal medyada kaçırma korkusu
food
basics
bread /bred/
freestyle
music
serbest stil yüzme; kurbağalama ya da özellikle crawl tekniği
further / farther
grammar
farther = daha uzak (fiziksel mesafe)
FYI
chat
bilginize — nötr bilgi aktarımı
gatekeeping
genz
Bir bilgiyi/trendi başkalarından saklamak
generate
ai
üretmek, oluşturmak (AI: içerik üretmek)
get cold feet
idiom
son anda korkup vazgeçmek, cayma yaşamak
get out of hand
idiom
kontrolden çıkmak, çığırından çıkmak
get
verb
almak / edinmek
ghosting
genz
Birini aniden, açıklama yapmadan görmezden gelmek
GOAT
internet
tüm zamanların en iyisi — rakipsiz üstünlük
good morning / good night
phrases
Good morning. (günaydın — sabah)
GRWM
internet
Benimle Hazırlan — video türü
days
basics
Monday /ˈmʌndeɪ/
highkey
internet
Açıkça, aleni olarak, yoğun biçimde — hislerini saklamadan ortaya koyarken kullanılır.
hit the ground running
idiom
hiç vakit kaybetmeden tam gaz başlamak
hit the jackpot
idiom
büyük bir şans/başarı yakalamak, turnayı gözünden vurmak
hit the nail on the head
idiom
bir şeyi tam olarak doğru söylemek ya da yapmak
hit the sack
idiom
yatmaya gitmek, uyumak
hold
verb
tutmak (elinde)
honesty is the best policy
proverb
en doğru yol dürüstlüktür
hook
music
çengel, kanca — eşyaları asmak veya tutmak için kullanılan kıvrık nesne
how are you
phrases
How are you? (en yaygın, nötr)
how much / how many
phrases
How much is it? (Bu ne kadar? — fiyat)
hype
music
abartılı tanıtım, medya coşkusu — yoğun beklenti yaratmak için yapılan promosyon
IDK
chat
bilmiyorum — gerçekten cevabı olmadığında
IMO
internet
bence, benim görüşüme göre
in / on / at
grammar
ZAMAN — in: ay, yıl, mevsim
introduce yourself
phrases
İsim: Hi, I'm... / My name is...
it is what it is
idiom
olan oldu, kabullenmek lazım (değiştirilemez bir durum için)
its / it's
grammar
it's = it is / it has
IYKYK
internet
sadece belirli bir grup anlar — içeriden referans
jobs
basics
teacher /ˈtiːtʃər/
JOMO
genz
planlardan keyifle vazgeçmek
jump the gun
idiom
vakti gelmeden aceleyle davranmak
kill two birds with one stone
idiom
tek bir çabayla iki sorunu birden çözmek
the last straw
idiom
bardağı taşıran son damla
let the cat out of the bag
idiom
gizli bir bilgiyi kazara açığa çıkarmak
library
confusing
kütüphane (kitap ödünç alınan yer)
light
verb
ışık (isim)
lit
internet
aydınlatılmış, ışıklandırılmış; "light" fiilinin geçmiş zaman hali (yaktı, tutuşturdu)
lose / loose
grammar
lose = kaybetmek (fiil, /luːz/)
lowkey
internet
Gizlice, sessizce ya da küçük ölçüde; normalde yüksek sesle itiraf etmek istemediğiniz bir şeyi kabul ederken kullanılır.
make
verb
make = üretmek, yaratmak (ortaya bir şey çıkar)
match
verb
maç, müsabaka (isim)
miss the boat
idiom
fırsatı kaçırmak, geç kalmak
mixtape
music
karışık müzik derlemesi — kasete kaydedilen farklı sanatçılardan seçilmiş şarkılar (tarihsel kullanım)
much / many
grammar
many = sayılabilen çoğul isim
no cap
internet
Yalan yok, gerçekten — söylediklerinizin tamamen doğru olduğunu vurgulamak için kullanılır.
no pain, no gain
proverb
zahmet olmadan kazanç olmaz
not my cup of tea
idiom
benim tarzım değil, bana göre değil
NVM
chat
boşver, unut gitsin — konuyu kapatma
on the fence
idiom
kararsız kalmak, iki seçenek arasında karar verememek
once in a blue moon
idiom
çok nadir olarak, kırk yılda bir
OOTD
internet
günün kombini — o gün giyilen kıyafetin paylaşımı
open a can of worms
idiom
karmaşık, beklenmedik sorunlar açan bir konuyu açmak
past simple
grammar
Düzenli fiil: fiil + -ed
piece of cake
idiom
çok kolay, çocuk oyuncağı
plug
music
elektrik fişi — cihazı elektrik prizine bağlayan parça
point
verb
nokta, uç (isim)
POV
genz
bakış açısı (Point of View açılımı)
practice makes perfect
proverb
çalışa çalışa ustalaşılır (tekrarla mükemmelleşilir)
present perfect
grammar
Yapı: have/has + fiilin 3. hali (V3)
prompt
ai
komut, yönlendirme (yapay zekaya verilen)
pull someone's leg
idiom
birini işletmek, şakayla kandırmak
reach out
work
birine ulaşmak, iletişime geçmek
read between the lines
idiom
satır aralarını okumak, ima edileni anlamak
realize
confusing
fark etmek, farkına varmak
red flag
genz
uyarı işareti, tehlike sinyali
rizz
genz
Çekicilik, karizma, etkileme yeteneği
Rome wasn't built in a day
proverb
büyük işler zaman ister, sabretmek gerekir
run
verb
koşmak
salty
internet
tuz tadı olan; tuzlu
sample
music
bir ürünü tanıtmak için verilen küçük miktarda ücretsiz örnek; numune
say
verb
say = söylemek (kime olduğu belirtilmez)
numbers
basics
1 one /wʌn/, 2 two /tuː/, 3 three /θriː/
sensible
confusing
mantıklı, makul, aklı başında
set
verb
koymak, yerleştirmek
since / for
grammar
for = süre (ne kadar zaman)
sit on the fence
idiom
taraf tutmaktan kaçınmak, tarafsız kalmayı seçmek
slay
genz
harika yapmak, parçalamak (argo)
speak of the devil
idiom
iyi insan lafının üstüne gelir (bahsedilen kişi çıkagelince)
spill the beans
idiom
gizli bir bilgiyi kazara veya isteyerek ifşa etmek
spit
music
ağızdan tükürük çıkarmak; tükürmek
steal someone's thunder
idiom
başkasının hak ettiği ilgiyi/övgüyü kapmak
take it with a grain of salt
idiom
bir bilgiyi ihtiyatla karşılamak, tam güvenmemek
take
verb
almak (eline/yanına)
TBH
chat
dürüst olmak gerekirse, açıkçası
TBT
internet
Throwback Thursday — Perşembe günü eski fotoğraf paylaşımı
TGIF
internet
nihayet Cuma — hafta sonu sevinci
thank you
phrases
Thank you. (en yaygın)
the ball is in your court
idiom
artık top sende, karar senin
get the ball rolling
idiom
bir işi başlatmak, harekete geçirmek
the early bird catches the worm
proverb
erken davranan, fırsatı önce yakalar
the grass is always greener on the other side
proverb
başkasının durumu hep daha iyi görünür
then / than
grammar
then = sonra / o zaman (zaman)
there / their / they're
grammar
there = o yerde / orada (yer bildirmek)
think outside the box
idiom
alışılmış kalıpların dışında, yaratıcı düşünmek
this / that / these / those
grammar
this = bu (yakın, tekil)
TIL
internet
bugün öğrendim ki — ilginç bir gerçeği paylaşma
to / too / two
grammar
to = -e / -a (yön), mastar (to go)
trap
music
tuzak — hayvanları veya insanları yakalamak için kurulan düzenek (isim)
turn
verb
dönmek, yön değiştirmek
two wrongs don't make a right
proverb
bir kötülüğe kötülükle karşılık vermek doğru olmaz
throw someone under the bus
idiom
kendini kurtarmak için birini gözden çıkarıp suçu ona yıkmak
under the weather
idiom
hasta ya da kendini kötü hissetmek
vibe
genz
hava, atmosfer, enerji (isim)
wave
music
dalga — suda ya da denizde oluşan dalgalı hareket (isim)
when in Rome, do as the Romans do
proverb
bulunduğun yerin âdetlerine uy
who's / whose
grammar
who's = who is / who has (kısaltma)
will / going to
grammar
will = anlık karar (o an verilen)
your / you're
grammar
your = senin / sizin (iyelik)

İngilizceyi sıfırdan, ücretsiz öğren

LinguaBattle, İngilizceyi sıfırdan öğrenmek isteyenler için ücretsiz bir kelime kaynağıdır. Her kelimenin gerçek anlamını, örnek cümlelerini ve fiil çekimlerini sade bir dille gösterir — en çok karıştırılan kelimeler dahil.

Öğrendiğin kelimeleri kalıcı kılmak için uygulamada kelime düellosu oynarsın: rakibinle yarışarak oyunla kelime ezberlersin. Günde 5 dakika yeter, kayıt gerekmez.